Gezginler ne yer ne içer?

Yıllardır elime geçen her fırsattı bir yerleri keşfederek değerlendiririm. Gezi benim hayatın tek anlamı. Ben anılarımı anlattıkça insanlar heyecanla dinler, imrenirler. Bu benim o an o kadar çok hoşuma gidiyor ki bu anlatılamaz bir duygu. Ama sohbet yarıyı geçtikten sonra garip garip sorular almaya başlıyorum hadi şimdi o soruların en çok sorulanını konuşalım.

Ne yiyor ne içiyorsun?

Bana bu soruyu ilk soran kişiye soru ile cevap vererek şunu dedim? Haftada kaç defa dışarıda yemek yiyorsunuz? Aldığım cevap 1 yada iki. Peki, dışarıda bir yemeğe ortalama ne kadar ödüyorsunuz? Aldığım cevap 200 TL civarındaydı. Aslında az önce adamın sorduğu sorunun cevabını kendisi vermişti bile.

Haftada 200 TL dışarıda yemek gideri benim için çok büyük lüks ben bu kadar parayı tek seferde harcamaktansa günlere öğünlere bölerek harcarım. Örneğin canım balık istediğinde bir restorana gidip yemektense balık ekmek yemiş olsam restoranda ödeyeceğim parayla en az 5 ögün daha yemek yerim. Böylelikle hem balık yemiş olurum bende ekonomi yapmış olurum.

Bir çok ülkede özellikle küçük şehirlerde her zaman birileri sizi masasına davet eder. Bu sadece Türkiye de olan bir şey değildir. Almanya’da büyük bir milli parkta yolumu kaybettim ve gece saatlerinde ulaşımın olmadığı bir köye vardım. Yiyeceğim bitmiş, param yok denecek kadar azdı. Durakta beklerken yaşlı bir kadına yarı İngilizce yarı Almanca nasıl gidebilirim diye sordum. Aldığım cevap beni çok üzmüştü. İşin en acı tarafı Aralık ayı olması be havanın oldukça soğuk olmasıydı. Çadırım yanımda olmadığı için konaklama şansım hiç yoktu. Aç, parasız vede yorgun. 40 dakika kadar duraktaki parkta bekledim bir taraftanda birilerine ulaşmaya çalışıyordum. Tabi nerde olduğunu bile tam bilmezken kim nasıl gelir alır seni. Bu arada o dönemde konum gönderme falan birşey yoktu telefonlarda.

Bir saat geçmedi ki önümde bir araba durdu ve az önce yol sorduğum yaşlı kadın arabadan indi. Benim adam seni tren istasyonuna kadar götürecek dedi. Kadının elinde bir şişe su, 6 tane elma birazda kurabiye vardı. Nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Nihayetinde bir şekilde gece geç saatlerde bile olsa konakladığım yere dönmek mutluluk verici bir durum.

Konuyu toplamak gerekirse siz birşeyi istemişseniz emin olun başarırsınız. Ekmek arası peynirde karın doyurur şişte karın doyurur elbette her ikisinide yiyeceğiz sadece küçük lükslerimizi kenara atsak bile aç kalmayız. Ki zaman zaman onlarca kişi bizi evine iş yerine davet ediyor.

Kısacası gezginlerde sizin kadar yiyor, içiyor ama sadece planlı gidiyorlar.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*